Bu Kategoridesiniz : 12 Eylül 2017 Salı 13:48

12 EYLÜL FAŞİZMİNDEN BESLENENLERE KARŞI MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ

12 Eylül 1980’de ülkemizde gerçekleştirilen faşist darbenin ardından 37 yıl geçti. Devletin idari organlarının, darbecilerin gölgesinde yapılandırıldığı, yaklaşık dokuz yıl süren bu dönemde; partiler feshedilmiş, birçok siyasi parti lideri gözaltına alınmış ve yargılanmıştır.

Atatürk’ün büyük bir özveriyle Cumhuriyet değerleri üzerine kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, Türk Dil Kurumu ve Tarih Kurumu gibi çok sayıda kurumun kapatıldığı bu süreç, Atatürkçü düşüncenin en fazla zarar gördüğü, çok sayıda Atatürkçü aydın ve düşünürün zindanlara atılarak yıpratıldığı dönem olarak tarihe geçmiştir.

Yine bu dönemde 200 bin üyesi bulunan TÖB-DER’in kapatılması, tüm malvarlığına devlet tarafından el konulması, 64 yöneticisi ve binlerce üyesinin tutuklanmasıyla eğitim emekçileri hareketi de karanlık bir döneme girmiştir. Sendikalar yıllarca baskı altında tutulmuş, üye ve yöneticileri sürgün edilmiş, görevlerinden olmuşlardır. Bu zihniyet bugün de sürmekte, gerek eğitim emekçileri, gerekse bir bütün olarak kamu emekçileri sık sık baskı ve sürgünlerle sindirilmeye çalışılmaktadır.

15 Temmuz darbe süreci fırsata çevrilerek OHAL uygulaması başlatılmış ve bu kapsamda çok sayıda Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarılmıştır. 100 binin üzerinde kamu çalışanı işten çıkarılmıştır.

Temel hak ve özgürlükler rafa kaldırılmış, yandaş medya dışında kalan basın yayın organları ya kapatılmış ya da iyice baskı altına alınmış, onlarca basın emekçisi, aydın tutuklanmıştır. Düşünce ve ifade özgürlüğünün kullanımı terör propagandası kapsamına alınarak binlerce dava açılmıştır. Sosyal medya paylaşımları dahi bahane edilmiştir. Üniversiteler 12 Eylül’de bile karşılaşılmayan bir saldırıya uğramış, binlerce akademisyenin görevine son verilmiştir.

12 Eylül`ün hedeflediği “tek tip insan” oluşturma girişimleri, bizzat AKP iktidarı eliyle, özellikle eğitim politikaları üzerinden adım adım hayata geçirilmektedir.

Bugün AKP iktidarının özlemini çektiği ve hedef olarak ortaya koyduğu biat eden “kindar ve dindar” gençlik projesi, 12 Eylül darbesinin bir sonucudur. Bu proje 4+4+4 Kesintili Zorunlu Eğitim Yasası ve müfredat değişikliği ile de hayata geçirilmiş, Cumhuriyet devrimleriyle hesaplaşmaya hız verilmiştir.

12 Eylül`ün üzerinden 37 yıl geçmiş olmasına rağmen ülkemiz hala darbe yasalarıyla yönetilmekte, Anayasa’dan çalışma yasalarına kadar birçok alanda 12 Eylül’ün antidemokratik hükümleri bugün de varlığını ve etkisini sürdürmektedir. Temel hak ve özgürlüklerden düşünce ve örgütlenme özgürlüğüne, siyasi partiler yasasından, seçim yasalarına kadar 12 Eylül zihniyeti egemenliğini her alanda sürdürmektedir.

12 Eylül faşist yönetiminin oluşmasına neden olan zihniyetle ve o zihniyetin yarattığı düzenden bugün beslenenlerle mücadelemizi sürdüreceğiz. Unutulmasın ki faşizmi örmeye çalışan siyasi iktidar, sandıkta hesap vermedikçe, Türkiye’de demokratikleşmeden bahsetmemiz mümkün değildir.

             MERKEZ YÖNETİM KURULU 

Bu yazıyı paylaş

 benzer haberler

SINAV DEĞİŞTİRME HOBİNİZ, ÇOCUKLARIMIZIN FOBİSİ OLDU  

SINAV DEĞİŞTİRME HOBİNİZ, ÇOCUKLARIMIZIN FOBİSİ OLDU

BAKAN YARDIMCISI ORHAN ERDEM’LE GÖRÜŞTÜK  

BAKAN YARDIMCISI ORHAN ERDEM’LE GÖRÜŞTÜK

FAKİR BAYKURT ONUR ÖDÜLÜ İSMAİL KÜÇÜKKAYA’YA VERİLDİ  

FAKİR BAYKURT ONUR ÖDÜLÜ İSMAİL KÜÇÜKKAYA’YA VERİLDİ