Dolar : Alış : 5.7568 / Satış : 5.7671
Euro : Alış : 6.3569 / Satış : 6.3683
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul29°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 24 Kategoride 645 İçerik Bulunuyor.

HABER

Bakan Selçuk Okul Yöneticiliğinde Çelişkilerin Farkında mı?

30 Ocak 2019 - 49 views kez okunmuş
Ana Sayfa » Makale»Bakan Selçuk Okul Yöneticiliğinde Çelişkilerin Farkında mı?

Bakan Ziya Selçuk akademik kimliği ile ön plana çıkmakta ve eğitim camiasında olumlu havanın esmesine de gerekçe olmuştur.

Fakat zaman geçtikçe kendinden kaynaklı ya da değil eğitimde gündeme gelen olumsuz konular hayal kırıklığı yaratmaktır. Bazen bakanı sabote edenler mi var sorusu bile sorulmaktadır.

Eğitimde, eğitim kurumlarına yönetici atanması ( görevlendirilmesi) 17 yıllık AK Parti hükümetleri döneminde en çok konuşulan konulardan biri.

17 yıllık süreci anlatacak değiliz fakat bakan Ziya Selçuk’tan önce 21 Haziran 2018 de çıkarılan ve bu yıl ilk kez uygulanacak yönetmeliği irdelemek istiyoruz.

Bakan Selçuk bu yönetmelik ve ortaya çıkacak sonuçlarından haberdar mı gerçekten merak ediyoruz.

Elbet ki her konuya her mevzuata hakim olmayabilir. Artısını eksisini göremeyedebilir.

Ama akademisyen bir kişinin hele hele eğitimcinin eğitimi yakından ilgilendiren bir konuda doğruyu, bilimsel olanı yapması beklenir.

Çelişkilerle dolu bir düzenlemeye imza atmamış olsa bile uygulamaya imza atarken düşünmesi gerekir. Hesap kimseye değil kendisine yani bakana sorulur.

Sayın bakan geçen gün bir programda okul yöneticiliği için bir kararname çıktı ÖSYM güvenli sınav yapacak şeklinde sözler söyledi. Çıkan kararname değil yönetmelik ve sayın bakanın bahsettiği düzenleme ile yöneticilik sınavını ÖSYM yapacak. Bir de mevzuat ağırlığı düşürüldü eğitim bilimleri yüzde 35 olarak getirildi.

Öncelikle birkaç hatırlatma yapalım.

21 Haziran 2018 de çıkarılan yönetmeliğe göre iki çeşit atama (görevlendirme) var. Biz alıştık atama demeye devam edelim.

1- ilk kez yönetici olacaklar. Ki bu kategori şu anda yönetici olmayanların yönetici olması için. Geçmişte 20 yıl yöneticilik yapmış olsa da bu kategoriye giriyor. Bunlar yazılı sınava ve sözlü sınava göre atanacaklar.

2- Şu anda görevde olup Haziran ayında 4 ya da 8 yılını dolduracak olanlar için görev süresini aynı kurumda ( 4 yılını dolduranlar için) ya da başka kurumda göreve devam edecekler.

Bunlar için kriter ise ek-1 değerlendirme formu.

İşte asıl sorun burada başlıyor.

Şu anda görev yapmakta olan tüm yöneticiler sınava alınsın gibi talepler de var ama bu mümkün değil bunun için kanun değişikliği gerekir ve sayın bakanı da aşar bence… Kaldı ki onların da en çok 3 yılları kaldı.

Şimdi çelişkilere bakalım ve bazen soru soralım bazen de yorum yapalım.

Bir düzenleme varken yenisi neden yapılır? Eskide aksama olduğu için. Amaç nedir? Kamu hizmetinin en iyi şekilde görülmesi için işin ehline verilmesi. Kriter ne olmalı? Geçmişten bu güne çıkarılan dersler(!) bilimsel çalışmalar, akıl neyi işaret ediyorsa o. İlk kez müdür olacak kişiyi yazılı sınava alıp ardından sözlü sınavla atarken 4 yılı biten ya da 8 yılı biten kişilerin görev süresi uzatılırken neden ek-1 kullanıyoruz.

Ek-1 önemsiz demiyorum orada kıdem var, ödül var, eğitim var… tabii ki önemli. Ama neden ilk kez yönetici olacak için önemsiz.

Ya da sınav önemli bir kriter ise üstelik ilk kez eğitim bilimlerinin bu kadar ağırlıklı olacağı bir sınav yapılacakken neden görev süresi kanunen (4 ya da 8 yıl dolduğu için ) sona erenlerin eğitim bilimleri bilgilerini ölçmüyoruz?

(Sayın bakan döneminde yapılan değişiklik ile eğitim bilimleri yüzde 35’lere çıkarılırken yöneticiye en çok lazım olan mevzuatın yüzde 10 a düşmesi ayrı tartışma konusu.)

Peki ek-1 çok önemli diyorsak bir şekilde yöneticiliği bırakmış hatta 2014’te olduğu gibi bıraktırılmış onbinlerce yönetici yeniden görev almak istediğinde onların ek-1 ine bakmıyoruz?

Son yıllarda atananların şu anda görevde olanların bizim bilmediğimiz farklı özellikleri mi var ki size kadro garanti yaklaşımı izliyoruz?

Bunu biraz daha açalım isterseniz:

Bu yıl 4 yılını dolduracak olanlar aslında 2014’te yapılan yönetici kıyımına uğrayanların yerine atananlar. Yani yazılı olmaksızın sözlü ile atananlar. Elbet ki hakkı ile oturanlar da vardır ama eşit şart, hak ve adalet bekleyenler daha çokta.

Şimdi Ek-1 ile yeniden 4 yıllarını doldurdukları okullara 8 yıl dolsun diye ya da başka okullarda bir 4 yıl daha çalışsınlar diye ya da 8 yılı dolan başka okulda 12 yıla gitsin diye tercihte bulunacaklar.

Ek-1 e bakılacak. Kimin ek-1’ine? 4 ya da 8 yılı Haziran 2019 da dolanların.

Yani kendi aralarında yarışacaklar. Kendilerine ait kadrolar ve boş olan kadrolar ilan edilecek. Yani müdürlükte aday sayısı örneğin 10 bin olacak kadro sayısı 15 bin. Doğru tercih yaparlarsa kadro garanti. Kimse açıkta kalmaz. Zaten herkes herkesin puanını (ek-1) üç aşağı beş yukarı biliyor. Bir de sendikal dayanışma yapıp kadrolar garantilenebilecek.

Bir de bazı yorumlarda 4 yıl çalışmış ancak alışmış projeleri uygulamak için 4 yıla daha ihtiyacı var neden karşı çıkılıyor? diyenler var. Hayır herkese kadro garanti ama aynı kurum garanti değil. O kurumu daha yüksek puanlı biri isteyebilir ve de atanır.
İşte sorun burada.

Benim (kendim noktayı isteğimle zaten koymuştum söz misali) ek-1’e bakılsa yüksek lisans, 10 yıl müdür yardımcılığı ve baş yardımcılık, 5 yıl müdürlük, öğretmenlik, ödül var… cezamız da yok… biz müdür yardımcısı olmak için bile sınava gireceğiz ama 4 yıl önce sözlü ile yönetici olan girmeyecek.
İşte burası püf noktası…

Söyleyecek söz çok. Ne mi olmalı? nasıl mı olmalı?

2002-2009 arası yönetici ataması yapılamayınca, her mevzuat yargıdan dönünce dönemin bakanı tarafından paydaşlar çağrılıp gelin beraber ortak bir şey yapalım denildiğinde ortaya çıkana bakalım. Az biraz zorunlu uyarlamaları yapalım ve orada olduğu gibi ilk kez müdür olacak olana sınavı ve ek-1 (o dönemde ek-2) koyalım. Daha önce yöneticilik yapmış olanların kıdemlerini değerlendirelim( yeniden atama) rotasyonu silelim zaten 4 yıl var. Bunlar 13.08.2009 yönetmeliğinde var.

Yada oturalım yeniden yazalım ayırmadan, kayırmadan kişisel, sendikal ya da siyasal endişe taşımadan.

Hatta tartışalım 4 yıl, görevlendirme uygulaması doğru mu diye? Tartışalım öğretmenler odasına sandık mı koyalım diye?

Yöneticilikle ilgili son 17 yılı ele alsak tecrübelerle dolu ve bunlardan ders çıkaralım.

Eğitim için yapalım, gelecek için yapalım. Bir konudaki yönetmelik 17 yılda 20 kez değişir mi el insaf. Artık bu tartışmalara son verecek kalıcı bir yol çizelim.
Eğitim şart diyelim ve atadıklarımızı mutlaka eğitelim.

Ama mevcut gidiş doğru değil. Yanlışta ısrar en çok bakan Selçuk’u yıpratır. Yediği en büyük gol olur bizden uyarması.

Maksut BALMUK 

Bu yazıyı paylaş

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

*

İlgili Terimler :