Dolar : Alış : 5.8806 / Satış : 5.8912
Euro : Alış : 6.5255 / Satış : 6.5373
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul23°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 24 Kategoride 645 İçerik Bulunuyor.

HABER

GEZİ BALÇIKLA SIVANMAZ!

06 Mart 2019 - 12 views kez okunmuş
Ana Sayfa » Anasayfa»GEZİ BALÇIKLA SIVANMAZ!

Ülkede kurulmaya çalışılan tek adam rejimine, kalıcıllaştırılmak istenen baskıcı, faşizan mevsime “hayır!” diyen, haksızlığa hukuksuzluğa, demokrasinin rafa kaldırılmasına, insan haklarının yok edilmesine, doğanın katledilmesine ve gericiliğe isyanın adı olan ve milyonların var ettiği Gezi Direnişi, tarihte yer eden tüm halk isyanları gibi, muktedirlerin hâlâ hedefindedir. Yıllardır iktidar ve yandaşlarınca sürdürülen manipülatif söylemler, iftira niteliğinde suçlamaları, onların toplamına eş değer bir iddianame takip etmiş, Gezi Direnişi tekrar yargı konusu edilmiştir.
İddianamede Osman Kavala, Can Dündar, Ayşe Mücella Yapıcı, Memet Ali Alabora ve Av. Can Atalay’ın da bulunduğu 16 kişiye yöneltilen garip suçlamalar üzerinden Gezi Direnişi, karanlık bir kalkışmaymış gibi gösterilmek istenmiştir.

İddianamesinin neredeyse ilk yüz sayfasında sadece ve sadece “dış güçler”den bahseden savcı, Gezi’yi Soros’a ve hatta FETÖ’ye bağlamaya çalışmıştır! Soruşturmayı FETÖ’nün kritik savcılarından Muammer Akkaş’ın başlatmış olması, tanık polislerin FETÖ ile iltisaklı olduğunun ortaya çıkması da bu kara hukuk tiyatrosunun perde arkası olmuştur.

Koskoca bir halk direnişini 16 kişinin gayreti, zamanında açılan bir facebook sayfasının etkisi, bir oyuncunun Ortadoğu ziyareti gibi unsurlarla komplo teorilerine bağlamak, Kafka’nın “Dava” kitabının canlandırmasından başka bir şey değildir.

Tanınmış sanıklardan birisi için iddianameye “cep telefonundan Türkiye’nin bölünmüş haritası” çıktı notunun düşülmesi, ve bu haritanın aslında akademide hala okutulan bir ders kitabındaki Türkiye’nin barındırdığı arı türlerine gösteren bir harita olması, neredeyse tüm yargılamanın özetidir. 

KRİMİNALİZE EDİLEMEYECEK BİR HALK İSYANI

Başta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dahil 27 kişinin yargılamada taşıdığı “mağdur” sıfatı ise kısmen haklıdır. Erdoğan’ın hikmetinden sual olunmaz imajının ilk çizildiği an, Gezi Direnişi’dir ve demokratik bir ülkede yaşamak isteyen milyonlar olduğu için ne isterse yapamayacağını kendisi ilk orada tecrübe etmiştir. Bu yüzden Erdoğan, 16 kiloyken can veren Berkin’i ve acılı annesini miting alanlarında yuhalatmaya çalışmıştır, Gezi’yi hala dilinden düşürmemesi tam bu yüzdendir.

Eğitim-İş olarak vurguluyoruz:

Gezi Direnişi, bu ülkenin aydınlık yüzüdür. Baskı politikalarına karşı “artık yeter” diyen milyonların suladığı bir ağaçtır. Onu sıradanlaştırmaya çalışmak, tarihte şimdiden yerini almış koca gövdesini küçültmeyecektir. Gezi’yi kriminalize etmek, demokrasi isteyen milyonlarca yurttaşı “vatan haini” ilan etmek demektir ki bu tiyatro, kimse için asla mutlu sonla bitmez.
Gezi direnişi, bir yargılamaya konu olacaksa, sadece ülkesinde özgürlük isterken can veren gençlerimiz, gözünü kaybeden yurttaşlarımız nedeniyle olmalıdır. Barışçıl bir protestoyu, yurt çapında şiddete boğanların, “O emirleri ben verdim” diyenlerin yargılandığı bir dava olmalıdır. Aksi, toplum vicdanında her zaman yara açacaktır.


MERKEZ YÖNETİM KURULU

Bu yazıyı paylaş

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

*

İlgili Terimler :